ANLATIM BOZUKLUKLARI / ALİ TÜRKSEVEN

Eleştiri

Eskiden, gerekli bir öğesi eksik olan ya da öğelcri arasında çelişki bulunan tümcelere "düşük cümle" denirdi. Şimdi, özelliklerini biraz daha genişletip, söz ve tümcelerdeki Türkçe sözdizimine aykırı durumlara "anlatım bozukluğu" diyoruz.

 

Eskiden, gerekli bir öğesi eksik olan ya da öğeleri arasında çelişki bulunan tümcelere "düşük cümle" denirdi. Şimdi, özelliklerini biraz daha genişletip, söz ve tümcelerdeki Türkçe sözdizimine aykırı durumlara "anlatım bozukluğu" diyoruz.

Anlatım bozukluğu konusu, yalnızca ÖSS ve ÖYS'de bununla ilgili çok sayıda soru çıkmasından dolayı değil, dilimizin sağlığı açısından çok önemli. Çünkü her gün, her yerde bozuk anlatımlı tabela, reklam, haber vb. ile karşılaşmak, sıradan bir durum.

Bugünlerde rastladığımız anlatım bozukluklarını bölümlendirerek, yanlışları eleştirip düzelttik.

A) YAZARLARDAN 1) Şiar Yalçın

Adam televizyonda gümrük birliğine girmemizin yararlarını veya sakıncalarını mı sayacak, bunları güzel güzel anlatıp araya "ve", "ayrıca", "kaldı ki", "bir de", "sonra", "şunu da söylemek gerekir ki" vs. gibi uygun bağlaç, zarf veya belirteçler koyacak yerde işin kolayına kaçıp ne yazılı ne sözlü ifadede bu bağlamda yer almaması gereken "artı" larla işi geçiştiriyor. (Yeni Yüzyıl "Doğru Türkçe" 3.4.1995)

Şiar Yalçın'ın bu uzun tümcedeki yanlışı, zarf ile belirteç'i yan yana kullanmasıdır.

Oysa bu iki sözcük eşanlamlıdır: zarf Arapça, belirteç Türkçedir; bunlar yan yana kullanılamaz.

Yalçın'ın yazdığı köşenin adı "Doğu Türkçe" olmasına karşın, yazılarındaki dilin "örnek bir Türkçe" diye gösterileceği kuşkulu: gramer, sentaks, bahsetmek, sebep, ifade, kelime, tabir, beyhude, veciz, rutin, diğer, lisan, sarfetmek (ayrı yazılmalıydı) gibi sözcüklerin -yaygın biçimde kullanılan- Türkçe karşılıkları var. Yalçın ise Türkçelerini yeğlemiyor. Ayrıca, bir tümcede hem "kaybetmek" hem "yitirmek" sözcüklerini kullanmaktan da çekinmiyor. Yalçın'ın "anlaşılmak" gibi bir kaygısı yok. Çünkü böyle bir kaygısı olan biri, upuzun tümceler kurmaktan kaçınırdı. Türkçe sözcükleri yeğlerdi ve eşanlamlı sözcükleri bir tümcede kullanmazdı.

2) Halide Edip Adıvar

Gerçi aylığı az ve her ay çıkmazdı. (Tatarcık)

Ayağa kalktığı vakit, dizleri titriyor, gözleri bomboştu. (Sinekli Bakkal)

Yukarıdaki iki tümcede de benzer bir yanlış vardır: az ve bomboş sözcükleri adsoylu yüklemdir; çıkmazdı ile titriyor ise eylemsoylu yüklemdir. Yukarıdaki tümcelerde adsoylu bir yüklemle eylemsoylu bir yüklem zamanca birbirine bağlanırken yanlışlık yapılmıştır. Tümcelerin doğru biçimleri şöyledir:

Gerçi aylığı azdı ve her ay çıkmazdı. (Yine de tökezleyen bir tümce!)

Ayağa kalktığı vakit, dizleri titriyordu, gözleri (ise) bomboştu.

Adıvar'ın dil yanlışları çok. Bunda, Üsküdar Amerikan Kız Kolcji'ni bitirmesinin, Avrupa ve Amerika'da on beş yıl kalmasının (1923-1938) da etkisi olsa gerek:

( ... ) çünkü kalabalığın bir kısmı musikişinasları görmek değil, hatta işitmeyecek ka¬dar uzakta. (Kubbede Kalan Hoş Seda)

Bu tümcenin doğrusu şöyledir: ( ... ) çünkü kalabalığın bir kısmı musikişinasları görmek bir yana, işitmeyecek kadar uzakta.

( ... ) alaturka ile alafranga birbirlerine kaba tel ile yapıştırılmış ( ... )

(Kubbede Kalan Hoş Sada) Yukarıdaki tümce çeviri kokuyor: kaba tel değil kalın tel denir, tel ile yapıştırılmaz, tutturulur. Bu tümceyi Türkçeleştirirsek: ( ... ) alaturka ile alafranga birbirlerine kalın tel ile tutturulmuş ( ... )

Altı defa milyoner ve uluslararası şöhret almış bir sanatkar.

(Kubbede Kalan Hoş Sada) Yukarıdaki tümcede eylemsi eksikliği vardır. Tümcenin doğrusu:

Altı defa milyoner olan ve uluslararası şöhret almış bir sanatkar. (Yine de kötü bir tümce: Altı defa milyoner olmak ne demek?)

3) Sevgi Özel

Yusuf Çotuksöken'e hiç kimsenin, şöyle bir maddenin olduğu sözlüğe imza attıramayacağını, onun ürünlerini bilen, yararlanan herkes anlar. (Çağdaş Türk Dili "Resmi TDK'nin Okul Sözlüğü" Mart 1995)

Yukarıdaki tümcenin yanlışı şudur: onun ürünlerini bilen olur ama onun ürünlerini yararlanan olmaz. yararlanan sözcüğünden önce ondan ya da yazılarından sözcüğü kullanılmalıdır.

4) Zülfü Livaneli

İnanın ki Türkçenin böylesine kanatlı, uçucu, böyle berrak ve eşsiz kullanımını Yaşar Kemal bile yapamamıştı. (Milliyet, 10.4.1995)

Türkçenin kullanımını yapmak sözü kötü bir anlatımdır. Tümceyi doğrultalım:

İnanın ki Türkçeyi böylesine kanatlı, uçucu, böyle berrak ve eşsiz bir biçimde Yaşar Kemal bile kullanamamıştı (böyle sözcüğü de gereksiz).

5) Oktay Akbal

Başta Şükran Kurdakul, Demirtaş Ceyhun gibi arkadaşlar, özellikle de eski başkan Aziz Nesin'in ısrarlı isteklerine dayanamayarak TYS 'da başkanlık yapmak zorunda kaldım. (Milliyet, 6.4.1995)

Yukarıdaki tümcenin bozukluğu, arkadaşlar sözcüğünün arkadaşların biçiminde olmasıyla düzeltilebilir.

6) Rauf Mutluay

Halit Fahri Ozansoy'un dizgi odasından gelen "Tek sütuna on beş, çift sütuna on santimlik şiir gönderin" diye komut verdiğini anması boşuna değil. (Yeni Yüzyıl "Sınavsız Şiir" 2.4.1995)

Çok karışık ve bozuk bir tümce: H.F. Ozansoy, dizgi odasında mı, komut mu veriyor, anıyor mu? Yoksa ona komut mu veriliyor? Biz, el yordamıyla şöyle düzelttik:

Halit Fahri Ozansoy'un (dizgi odasından istenmesi üzerine) "Tek sütuna on beş, çift sütuna on santimlik şiir gönderin." diye komut verdiğini anması boşuna değil.

7) Doğan Hızlan

İlk dizede size sevginin sıcaklığını aşılıyor, yaşamın ışıltısıyla aydınlatıyor. (Hürriyet "Sevda Yaratan Şiirler" 31.3.1995)

Size aşılıyor olur ama size aydınlatıyor olmaz. Tümceyi şöyle düzeltebiliriz: İlk dizede size sevgini sıcaklığını aşılıyor, sizi yaşamın ışıltısıyla aydınlatıyor.

8) Hıncal Uluç 

Orhan Pamuk'a kızmıyorum. Onu anlıyorum ve acıyorum. (Sabah, 5.4.1995)

Bu tümcede ilkel bir yanlışlık var. Birçok öğrenci bile bu yanlışlığı düzeltebilir.

Şöyle: Pamuk'a kızmıyorum. Onu anlıyorum ve ona acıyorum.

B) POLİTİKACILARDAN 1) Alparslan Türkeş

( ... ) gerçeğe aykırı iftiralarda bulunmak( ... ) (Kanal 6 "Top Secret'' 21.3.1995) Acaba iftiralar gerçeğe uygun mudur? Zaten "iftira" gerçeğe aykırı konuşmak değil midir? Türkeş'in Türkçesi de bu kadar olur!

2) Melih Gökçek

Mesela örnek vermek gerekiyor. (Kanal 6 "Pusula" 21.3.1995) Melih Gökçek gibi bir demagog da meselasız örnek veremezdi!

3) Yıldırım Aktuna

Terörün kendine özgü şartları, koşulları var. (Kanal 6 "Pusula" 21.3.1995) Böyle bir kaygıları endişeleri var. (aynı)

Aktuna da şart-koşul, kaygı-endişe gibi eşanlamlı sözcükleri bir tümcede kullanarak ilkel bir dil yanlışı yapıyor.

4) Hikmet Çetin

Kuzey Irak'ta bir otorite boşluğu ortaya gelmişse( ... ) (ATV "Haberler" 4.4.1995) Türkçede ortaya gelmek başka bir anlam taşır. Bu tümcede ortaya çıkmak denmeliydi.

C) REKLAMLARDAN 

Yayla

Aşçı ve Restaurant Sahibi (TV'den)

Bu tamlama yanlış kurulmuştur. Sanki "aşçı sahibi" gibi bir anlam da taşıyor.

Doğrusu şöyle olmalıdır: Restaurant Sahibi ve Aşçı

2) Akbank

Senin bankana masraf yetiştiremiyorum. (TV'den)

Türkçede masraf yetiştirememek diye bir söz yoktur. Para yetiştirememek ya da masraf dayandıramamak sözlerinden biri kullanılmalıydı.

3) Hürriyet

Hürriyet sizi ÖSS sınavına hazırlıyor. (TV'den)

Yukarıdaki tümcedeki kısaltmanın son sözcüğü "sınavı"dır. Bu yüzden ÖSS sınavı demek yanlıştır. ÖSS'ye demek gerekir.

4) Ezgi Dersanesi

( ... ) Gelin sizi de kazandıralım.( ... ) (Radyo Mozaik, 7.5.1995)

Sizi kazandırmak ayrı size kazandırmak ayrıdır. Yukarıdaki tümcede size de ka¬zandıralım olmalıdır.

D) FİLMLERDEN

1) Muhteşem Dönüş (Yabancı film) Senin tek ailen benim. (Kanal D, 22.3.1995)

Yanlış bir çeviri söz konusu. Doğrusu şöyledir: Senin ailenden tek kalan benim (ya da: Senin tek akraban benim).

2) Yumurcağın Tatlı Rüyaları (Yerli film) Vicdanın hiç titremedi mi? (ATV, 25.3.1995)

Türkçede vicdan titremek değil vicdanı sızlamak deyimi vardır. Dolayısıyla tümce "Vicdanın hiç sızlamadı mı?" biçiminde olmalıdır.

E) HABERLERDEN 

Sabah

Bu sözlere Engin Civan dahil, salonda bulunan herkes güldü. (İlk sayfa, 7.4.1995) Bu tümcede bulunan sözcüğü gereksizdir. Onu kaldırırken salonda sözcüğünü salondaki diye değiştirmek gerekir.

2) Kanal 6

( ... ) gereken ilgiyi fazlasıyla görüyor. (8.4.1995)

Yukarıdaki tümceyi gereğinden fazla ilgi görüyor diye söylemek daha Türkçe değil mi?

3) Yeni Yüzyıl

a) Çernobil hala can alıyor. (27.4.1995, s. 17)

Bu tümcede, düzeltme imi eksikliğinden dolayı, gülünç bir tamlama görülüyor:

Çernobil hala. Oya hala diye yazılsaydı, bir sorun olmazdı.

b) 1 Mayıs: Mezarda emekli isyanı (İlk sayfa, 2.5.1995)

Çok ilginç bir tümce. Sanki bir mezarlıkta, emekliler isyan etmişler. Oysa habere baktığımızda "mezarda cemekliliğe isyan" olduğunu anlıyoruz.

F) ÇEŞİTLİ

1) ( ... ) Rusca ( ... ) Macarca, ve ( ... ) (Ankara TÖMER)

Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER)'in Kızılay'ın göbeğindeki ışıklı levhasında iki yanlış: Rusca değil Rusça; Macarca, ve değil Macarca ve.

2) 1995 ÖSS Doğru Cevap Anahtarı (Zaman gazetesi, 10.4.1995)

Cevap anahtarının yanlışı olur mu? Hatta cevap anahtarı demek bile tartışılabilir.

Türkçeye en uygunu 1995 ÖSS Yanıtları değil mi?

3) Start vermek (Kanal 6 "Top Secret" 11.4.1995)

Yukarıdaki sözde bir yanlışlık değil de bir çirkinlik var. Ne demek start vermek? Şu dedikodu izlencelerinde Türkçenin iyice suyunu çıkarıyorlar?

4) derse giriş çıkışlar

Günlük konuşmalarda pek önemsemeden üstteki sözü kullanıyoruz. Oysa derse giriş olur ama derse çıkış olmaz.

5) Dikkat! Tavuklarımız kuru yolunmuş sistemi ile üretilmiştir. (EBK Satış Mağazası, SSK lşhanı, 6.5.1995)

Kuru yolunmuş sistemi acaba nasıl bir şey? Ayrıca tavuklar üretilmiş mi? Tümce şöyle mi olmalı: Dikkat! Kesilmiş tavuklarımız, kuru yolunmuştur.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Günlük konuşmalarda kimi anlatım bozuklukları anlayışla karşılanabilir. Ancak bir politikacının, devlet adamının demeçleri, günlük konuşmalardan değildir. Devlet adamaları ve politikacılar, iletişim aracı olan dili iyi bilmek ve o dille iyi konuşmak zorundadırlar.

Yazarların ortaya koydukları ürünlerinde anlatım bozukluğu olması ise bağışlanamaz bir durumdur. Çünkü yazarların bir görevi de, ellerindeki aracı -dili- işleyip geliştirmektir. Yazarlar, yazılarındaki dizgi yanlışlarını bile titizlikle izlemelidirler.

Reklam metinlerinin, sinemaların ve haberlerin dili de önemlidir. Çünkü televizyon, radyo ve gazeteler aracılığıyla kitlelere ulaşan haberler ve reklamların etkisi yadsınamaz. Reklamların, sinemaların ve haberlerin de yazılı bir metni olduğu için, buralarda bir dil yanlışı yapılması hoş görülemez.

Türkçenin doğru bir biçimde konuşulması ve yazılması konusunda hepimize görev düşüyor. Bu görevi yüklenmek zorundayız, anlaşmak istiyorsak.

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.