«BİRAZ ALAYLI BAKIŞ » Özdemir Asaf

Eleştiri

Bakıyorum da, sanatçı tanıdıklarımdan tümden tüme yalın ve yakın ve tüm candan bana doğru bir gönül akımı yok. Bunun nedenleri iki yönlü: biri onlardan bana, öbürü bana onlardan.

Özdemir Asaf

Bakıyorum da, sanatçı tanıdıklarımdan tümden tüme yalın ve yakın ve tüm candan bana doğru bir gönül akımı yok.

Bunun nedenleri iki yönlü: biri onlardan bana, öbürü bana onlardan.

• Onlardan bana:

• Kimi ürkek, kimi yalnız yüzden saygılı, kimi güçsüz seven, kimi bilgisiz beğenen, kimi korkan; önce başkasından gelsin diye bekleyen. Yerini kapacakmışım sanan. Onu. geçecekmişim, yenecekmişim gibilerden kapanan.

Ben duymayayım da gelmeyeyim.

Ben de aralarında olmayayım.

Kınamak için yazmadım bu satırları. Onları açıklamak, belirtmek için yazdım. Çünkü hepsi de doğru ve haklı. Çünkü ben onlara hep öyle gözüktüm. Onlar öyle olsun diye istiyorlardı da ondan.

Aaa, amma da yaptın diyeceklerini biliyorum. Ama onlar. benim ne diyeceğimi biliyorlar mı:

Bana onlardan:

Aranızdan biri çıkıp da: Arkadaş senin şu tutumun nedir böyle. Ne yapmak istiyorsun sen,

Her 'an gülümsemeyle karışık alaylı bir bakış gözlerinde. Her kanıya karşıt bir kanı arayış. Hiç bir şeyi, hiç kimseyi beğenmiyor, az buluyor gibi bir duruş.

Dediniz mi.

Siz beni böyle yaparken ben de sizleri öyle yaptım işte.

Geriye kalıyor, tek kalanların kaçışı, saklanışı, ortadakilerin biraraya gelip toplanışı, yakınlaşışı. Gruplar, klikler. Birbirini övmeler, anmalar, desteklemeler.

şiir

Tek tek yalınlık olsa idi olmayacaktı şimdiki durum.

Kim bilir kimler bana kimleri çekiştirmiştir şimdiye kadar. Beni kazanmak, kendi tarafına çekmek ... Ya da denemek için.

Akrobat oldumsa eğer, bu yüzden oldum. Düşüncemi söylemeden belirtmek için ...

Alaylı bakışlarımda her zaman kişileri değil, konuları da aramak vardı.

Tek olan tek olduğundan değil, tek bırakıldığından tek kalmışdır .da, Tanrı da öyle ele alınabilir. Tanrıyı aslında tapmak için bırakmadı insanlar. Ellerinden kaçırdıkları içindi. Sonra da onu düşünmek istiyorlardı. Ellerinden kaçırdıklarına onun için önce pek üzülmediler. Onu düşünecek, onu anacaklardı.

Ama böyle olmadı. Elden kaçınca bir kez. öbürleri, bunun içini bilmeyenler, tapmaya yöneldiler. İş işden geçmişti. O da bunu benimseyince, artık elden birşey gelmedi.

Ama ben öyle olmadım. Biraz alaylı bakış, biraz kırış, biraz karşı koyuş. İnsanlığımı sürdürdüm. Sürdürüyorum da. Bu böyle gideceğe 'benzer.

Şairlerin şiiri tanımlamalan bir demircinin demiri tanımlamasından öteye geçmemiştir. Ancak, demirin fizikçisi, kimyacısı gibi uzmanları vardır; onlar bilirler demirin girdisini-çıktısını:

Ama şiirini yapamazlar. .

Şaire demirci ustası daha yakındır. O demirin şiirini yapabilir. Ama o da çırak yetiştiremez.

Şiir'in "ne değildir" lerini olancasına saptamakla, belki sonuna kalandan bir ipucu yaklaşımı edinelebilinir, şiir'in tanımlaması yolunda.

Eğer demokrasi kavramlarının boyutları çıkarılabilseydi, şiire bakış açısı da biraz daha berraklaşırdı,

Şiir bilet almaz.

Şiirin çağrı ile geleceğini sandıklarından bekleyeni çoktur. O sabırla da gelmez.

Yaşam hızlandıkça, insanların zamanı daraldıkça ...

Söz sanatları:

Garlarda, hava alanlarında yolculara, kalkacak ya da gelen taşıtların yönlerini ve zamanını bildiren elektrik kanalından geçmiş sözler gibi olmalı.

Şiir yüzyılın sonuna doğru:

Büyük olayları topluma bildiren  gazete başlıkları gibi ve o kadar olacak.

İnanıyorum.

Zelzele Oldu, gibi.; Savaş Patladı, gibi. .. Savaş Bitti, gibi.

Bunların ardındaki olaylar, öykülerin alanıdır.

öğüt, zamanında taze yenmemiş bir ekmeği başkasına bayat yedirme _

denemesidir.

Yaşamları boyunca ölüme inanmayanlara inanıyorum.

Sarhoş rolü sarhoşken oynanmaz.

Ama ayık rolü de ayıkken oynanmaz.

Felsefe bilmeyen beni ne övebilir, ne yerebllir. 

Meyhanede bir kenarda yalnız başlarına içenler vardır, onların hepsi yalnız kişiler değildir.

Ama hep mi başkalarıyla içmek isteyenler vardır, ille birisini ararlar, onlar kesin yalnız kişilerdir.

Her bir ölmek iki dinlemektir. ölüme bir adım daha yaklaşmak. Azıcık ölmektir.

Bir maskeli balo'da şiir de bulunuyorsa, maskesizliğidir onun maskesi.

öyküyü, romanı bol-bol besleyen yaşam, yani yaşanmışlık ve yaşantı deneyimleri, şiirin dişinin kovuğunda kalır.

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.