Çimento

Kitap

Ve Durgun Akardı Don romanında Çarlık Rusya'sının son yıllarını ve bu yıllarda baş gösteren devrimci hareketleri, birinci dünya savaşında orduların perişan oluşunu, 17 de patlıyan ihtilali; Uyandırılmış Toprakta, karşı devrimcilerin örgütlenmesini; Don Kıyısında Hasat'ta da sosyalist tarım politikasının uygulanışıyla karşı devrimcilerin yenilgiye uğrayışlarını anlatmıştı Şolohov, ama sanayii şehirlerdeki durumuna değinmemişti.

ÇİMENTO

Muzaffer Buyrukçu

Ve Durgun Akardı Don romanında Çarlık Rusya'sının son yıllarını ve bu yıllarda baş gösteren devrimci hareketleri, birinci dünya savaşında orduların perişan oluşunu, 17 de patlıyan ihtilali; Uyandırılmış Toprakta, karşı devrimcilerin örgütlenmesini; Don Kıyısında Hasat'ta da sosyalist tarım politikasının uygulanışıyla karşı devrimcilerin yenilgiye uğrayışlarını anlatmıştı Şolohov, ama sanayii şehirlerdeki durumuna değinmemişti.

İşte bu işi Fedor Gladkov ÇİMENTO adlı romanında ele almakta; devrimin büyük çapta kurucusu ve yeni bir hayat felsefesinin öncüleri olan işçilerin eylemini anlatmaktadır.

Devrim ilkelerinin uygulanışı ve devrimin ilk anda söküp atamadığı iç düşmanlarla çatışma devam etmekte, ekonomik bozuklukların sarsıntısı halkın yaşayışını etkilemektedir. Çarlık düzeni yıkılmış ama yıkıntılar kaldırılamamış, sosyalist düzenin yeni kurumları kurulamamıştır daha. Çünkü birinci dünya savaşında, devrimde ve iç düşmanların karşı saldırıya geçtikleri sıralarda giyecek, yiyecek stokları erimiş, iç ekonomi çökmüştür; kapitalist ülkelerle düne kadar var olan ticari ilişkiler kesilmiştir; insanlar açlık belasıyla burun ouruna gelmiştir. Uzun süren savaşlardan maddi ve manevi değerlerini yitirerek çıkan halk, korkunç bir yılgınlık içlndedir ve psikolojik bir dağılmanın nedenleri arasında görülebilecek şahane bir tembelliğin, ne yapacağını kesin olarak bilmemenin afyonlu evreninde acayip yaratıklar halinde dolaşmaktadırlar. Yeni bir düzeni kurmak için gereken dinamizm, varlıkların öz kuvveti olmaktan çıkmış gibidir. Blrbirilerinin elinde avucundaki yiyecekleri, giyecekleri çalmakta, eski bir alışkanlıkla her şeyi yöneticilerden beklemektedirler.

Dergi

Yönetici kademelerinde de durum iç açıcı değildir. Hızlı çalışma ve gereksinme duyulan bütün maddeleri üretme işi yerine kıvır zıvırla, teorik sorunlarla, biçim - tartışmalarıyla uğraşan ve işleri yokuşa süren; kişisel tutkularını tatmin yollarını arıyarı bir bürokrat sınıfı meydana gelmiştir.

ÇİMENTO'nun temeli budur ve devrimci bir işçi olan Gleb askerden döndüğü sırada durum böyledir. Gleb'in yüreği; dağılmış, kırılmış ve çürümeye bırakılmış üretim araçlarım çalışır duruma getirme, asıl şimdi dört elle sarılmaları gereken öz sorunlarına yabancılaşan halkı eyleme katma heyecaniyle çarpmaktadır. Ne kadar engel varsa hepsi yenilecek ve devrimden önce şehre hayat veren merkezlerden biri olan çimento fabrikası çalıştırılacaktır.

Gleb'in önündeki engellerden biri yöneticiler kadrosu, biri de büyük 'bir umursamazlığın içine gömülmüş olan halktır.

Düşünce planında değişen insan toplulukları, kurdukları güçlü örgütlerle eski düzeni altüst etmişler ama bu düzenden kolay kolay silkip atamıyacakları alışkanlıkları, anlayışları devir almışlardır. Bu alışkanlıklardan ve anlayışlardan kurtulma çarelerini bulabilen insan yeni düzenin örnek tipi olacaktır.

Kişisel ilişkilerin ve duygusal davranışların üstüne kurulan ve -yıkıları düzenin- toplum içindeki en ileri karakolları durumunda olan aile, sosyalist toplumda da büyük eylemlerin etki alanının yayılmasını engelliyecek bir güç olarak durumunu devam ettirmektedir. Bu kurumun toplum içindeki önemli rolünü yok ederek yerine. (toplumsal aile) kurumunu koymak ilk yapılacak işlerden biridir. Ancak o zaman temelli bir değişmeden söz edilebilir

Dergi

Çimento'nun sürükleyici öğelerinden biri olan Daşa, toplumu büyük bir aile sayan ve burjuva düzenindeki aile anlayışına karşı değişik bir tiptir. Ona göre ataerkil bir temeli olan eski aile sorununa sadık kalmak, cinsiyeti bu aile yasaları çerçevesinde uygulamak, bu (küçük dünyayı) toplum ailesinden kutsal saymak doğru değildir. Hayatın dörtte üçünü içine alan ve insan yaşantısını bütün imkanlarını kullanarak daraltan duygu alışverişleri, kişisel çatışmalar büyük eyleme her an bir şeyler katmakla yükümlü insanı yaratıcı insan durumuna geçiremez. Kapitalist toplumlardaki insanların hayatlarını arap saçına döndüren koşulların başında gelen cinsel ilişkiler, Daşa için yemek yemek gibi. su içmek gibi basit ve fizyolojik bir olaydır. İnsan, cinsel sıkıntılarını dilediği yerde ve ancak çevrenin ve ekonomik koşulların baskısıyla değil kendi özgür iradesiyle seçtiği, seçebileceği bir kimseyle defedebilir. Ayrıca Daşa için en önemli sorun, devrimi yerleştirme çabasında gösterilecek büyük dikkat ve aksaklıklara elden geldiğince yer vermemektir. Kişisel ilişkilerle geçirecek zamanı yoktur. Devrim kendini sürükleyecek ve bütün varlığmı ilkelerine adayacak militanlar istemektedir. Daşa bir militandır.

Daşa'nın kocası ve devrimci liderlerden biri olan Gleb; aile düzeninin eski yasalarla belirlenmiş yerini sosyalist doktrinin ilkelerine göre değiştiren ve öyle bir uygulamaya geçen karısının bu davranışını yadırgamaktadır. Daşa'nın neden ötürü böyle davrandığını söylemesine ve bu söylenenlerin de doğruluğunu kabul etmesine rağmen gene de eskisi gibi olmalarını, birlikte yatıp kalkmaIarını, kendisine resmen (karılık) yapmasını istemektedir. Daşa tutumunda ısrar etmektedir ve Gleb'e de kendisi gibi düşünürse rahatlayacağını söylemektedir. (Kadın güçsüzdür, erkeğin kullandığı mal durumundadır) düşüncesi, sömürücülerle birlikte ortadan kalkmıştır. Kadın da toplumun her köşesine ağırlığını koymakta. -insani- bütün haklara sahiptir. Eski düzenin kan damarlarına kadar yerleştirdiği alışkanlıkların etkisinden kurtulamıyan ve aile kurumunun kendi özel koşulları içinde yürümesini isteyen erkeklerin elinden kadınlan baskı altında tutma yetkisi alınmıştır. Eski düzende seçilmeyi ve değerlendirilmeyi bekliyen kadın artık seçen ve değerlendirendir. Gleb bir devrimcidir ama devrimin özünü, insanlara verdiği yücelme imkanlarını, özgür bir iradeye dört elle sarılmış kadınlarını tutumlarını ve karısı Daşa'nın tutumunu anlayamıyor.

Romana insanın içiyle ilgili tasvirden çok bir doğa tasvirciliği getiren ve çok iyi örnekler veren Şolohov'un ( tasvirci etkisi) görülmektedir Gladkov'da.

Burjuva düzenindeki dengesizliği ve hastalıkları yansıtan, bu tutumlariyle ilerici sayılan, hatta sosyalist bir dünya görüşüne sahip oldukları için böyle davranan romancılardan değildir Gladkov. Gerçekten sosyalist bir romancıdır ve Çimento da sosyalist gerçekçiliğin belki biraz kusurlu ama ilk örneklerinden biridir.

MUZAFFER  BUYRUKÇU

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.