Sözcüklerin Bilinci/ Elias Canetti

Kitap

Çağımızın düşünen, kaygılanan, tedirginleşen, bilinçli kişisi, özündeki anlama göre soylu bir biçimde yaşamak isteyen tanığı, hangi çetin engellerle: hangi üstesinden gelinmesi güç açmazlarla karşı karşıyaysa ve insanlığın ilerlemesini köstekleyen, ölü bir noktada tutup orda bocalamasını isteyenlerin kasıtlı tutumlarıyla boğuşuyorsa ... işte onları eleyip belemekte, didik didik etmektedir. İnsanın, hep yüceleştiren, erdemleri, güzellikleri soylu erekleriyle kaynaştıran tutumların arkasından koşmasını dilemektedir Canetti.

 

Muzaffer Buyrukçu

İkinci Dünya Savaşını Hitler'i Faşizmi Hiroşima' yı bu dehşet saçan canavarları sınıfı körlükleriyle çıkar tutkularıyla besleyip büyüten gözü dönmüşlükler yeni bir çılgınlığı başlatmadan önce yok edilmelidirler.

Nobel Edebiyat Ödülü genellikle değerleri daha önce büyük bir okur kitlesince benimsenenlerle... özgün, değişik, yepyeni bir hava getirenlerle, dünyadaki birçok ülkede olan-biteni yakından izleyen aydınlar topluluğunca tanınan yazarlara, şairlere verildi bugüne kadar. Bu ödül, onların ünlerine ün kattı, yaygınlaşmalarını, kısa sürede ilgi odağı haline gelmelerini sağladı. Uzun uzun konuşuldu, tartışıldı, edebiyat sorunlarına değinildi.

Batı blokunda yaşayan önemli yazarların hayallerini süsleyen, bu maddi yönden bel doğrultucu, manevi yönden ise sevinçler ve yücelik duygularıyla yüklü ödülü alanların bazıları; aşama yapabilmek, gelişebilmek, belli bir düzeye vara bilmek için koşullarını, olanaklarını zorlayan edebiyatımızı etkilemişlerdir.

Kitaplar

 İnsanların kendilerine ve ürettikleri sorunların kaynaklarına nasıl yaklaşılacağını, toplumsalla bireysel ilişkilerin birleşip ayrıldıkları noktaların derinliklerinde yatan gerçeklerin nasıl yüze çıkarılıp kullanılacağını; gerçek üstünün simgelerle, gölgeliklerle, uyumsuzluklarla dolu karmaşık yapısından, bilinç akışı olgusuyla tekniklerinden nasıl yararlanılacağını göstermişlerdir. Ve kimi sanat adamlarımız, bunlardan okuma yoluyla özümlediklerini, . algıladıklarını yetenekleriyle yoğurarak güçlü yapıtlar koymuşlardır ortaya. Tutanamayanlar, Tehlikeli Oyunlar gibi.

İşte bu etkileyen, insanı ve sorunlarını, milletlerinin ha, yat zenginliklerinden edindikleri uçsuz bucaksız bilgilerle ve ayrıntılı bir biçimde  sergileyenlerin arasına 1981 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü alan Elias Canetti de katılmıştır. «...O, artık her şeyden önce dünya edebiyatının - bir yazarıdır. Temel taşlarını ülke sınırlarının, ırklardan ve uluslardan kaynaklanan önyargıların ayırıcılığından arınmış, insanı salt insan olduğu için baş değer sayan bir insancılıkta bulan bir dünya vatandaşlığı' nın simgesidir» sözleriyle Canetti'yi tanımlayan değerli yazar, şair, çevirmen Ahmet Cemal, Almanca' dan dilimize kazandırdığı «Körleşme» ve «Sözcüklerin Bilinci-yle Elias Canetti adını; hayatın ve sanatın açık-kapalı bütün bölgelerinde, gizemli gizemsiz bütün dehlizlerinde saklanan insansal değerleri, erdemleri, bütün doruklarında ışıldayan değiştirici nitelikteki güzellikleri ele geçirerek insanlığın ortak malı yapmak  amacıyla çırpınan edebiyat sever aydınların belleklerine, silinmemek üzere kazdı.

Milyarlarca insanın geçici olarak üstünde durduğu, ölünce de gömüleceği toprak altında sonsuza dek kalacağı dünyanın düzeni hep bozulmuştur. Çağların karakterine uyan küçüklü büyüklü bozukluklardır yaşanan. Bir yandan, kurduğu uygarlıklarla, ilginç buluşlarla, kazandığı başarıların sarhoşluğuyla başı dönen; mutluluk edimlerini çoğaltan ve cinslerini ölümü unutturacak denli sevindirerek hayata bağlayan insan, bir yandan da cinslerini hayattan kopartmak için her türlü kötülüğü cömertçe üretmektedir. Kendi terslikleriyle, çelişkileriyle duyarlığı aşındığından, aşındırıldığından  sevgi, acıma, özveri gibi harikalar yaratan yüreğini sakatat yerine koyduğundan, kendisine ve cinsine beslediği düşmanlığın korkunçluğunu kanıtlamak istercesine tepinmektedir. Bir sürü savaşı sahneye koyarak dünyayı kocaman bir mezarlığa döndürmek, döndürmeye çabalamak, duyguda, düşüncede, ilişkide, eylemde, davranışta körleşmekten başka bir şey değildir. Olaydan olaya, durumdan duruma, aşamadan aşamaya sıçrarken hem kazanan hem yitiren ama yeni olayları, yeni durumları meydana getirmekten vazgeçmeyen bireyi, bütün boyutlarıyla, o boyutlardaki değişkenlik  ve durağanlık taşıyan konumuyla sunmak, gerçek kimliğini çağdaş ölçülerle açıklamak, açıklanamayan yönlerini çeşitli açılardan bakarak yorumlamak, Canetti gibi ustaların harcıdır. Bireyin dünyayı harabeye çevirme tutkusunu, tehlikelerle içiçe yaşadığı halde bunu farkedemeyişini, farketse bile ciddiyetini bilinen ve bilinmeyen içsel  çatışmalar nedeniyle kavrayamayışını, kişisel didişmelerinin en küçük sığınaklarına çekilerek oralarda de beslenmesini, anıtsal bir romanda, “Körleşme“de yaşatmak için Canetti olmak gerekir. «Uygarlığın yıkılışıyla insanoğlunun aşağılanması, romanın konusunu oluşturur. / Gerçekte Canetti, Körleşme ile bir büyük dehşetin romanını yazmıştır. Bu, insanoğlunun ne denli gerçeklikten kopabileceği, gerçek karşısında körleşebileceği konusunda duyulan dehşettir » Kimliği hakkında böyle bir bilgi verilen «Körleşme», insanı, o doyumsuz hazların arkasından koşarken kendisini yeryüzünden silip süpürecek öldürücü araçları yaparken övünen zavallıyı, bütün yükseliş ve düşüşleriyle  anlatmaktadır.

Kitaplar

-Körleşme-ya gösterilen ilgi sürüp giderken bu kez Canetti'nin -Sözcüklerin Bilinci-ni çevirdi Ahmet Cemal. «Sözcüklerin Bilinci», Canetti' nin çeşitli konuları bir bilgin, bir düşünür, seçkin bir sanat adamı yaklaşımı ve dikkatiyle işlediği denemelerden, incelemelerden oluşmuştur. Çağımızın düşünen, kaygılanan, tedirginleşen, bilinçli kişisi, özündeki anlama göre soylu bir biçimde yaşamak isteyen tanığı, hangi çetin engellerle: hangi üstesinden gelinmesi güç açmazlarla karşı karşıyaysa ve insanlığın ilerlemesini köstekleyen, ölü bir noktada tutup orda bocalamasını isteyenlerin kasıtlı tutumlarıyla boğuşuyorsa ... işte onları eleyip belemekte, didik didik etmektedir. İnsanın, hep yüceleştiren, erdemleri, güzellikleri soylu erekleriyle kaynaştıran tutumların arkasından koşmasını dilemektedir Canetti.

Günceldeki yaşantılarını bencilce çıkarlarla besleyen kara kalabalık, bir baskı öğesi gibi zamanın ve mekanın bütün dilimlerinde devindiginden, her nesneyi denetleyerek yarar sağlayanı çoğal tıp yararlı olmayanı yok ettiğinden onun lehine ama insanlığın aleyhine bir durum çıkmaktadır ortaya. Onun doğrusu benim yanlışımdır. Böyle olunca da çatışma kaçınılmazdır. Ama o hep iktidarda, hep yönetimde bulunduğundan, insanlığın mutluluğunu savunanların doğrulan ötekilerin yanlışlarına çoğu kez yenik düşmektedir. Yenik düşünce de yetkilerini, işlevlerini yanlışlara kaptırmaktadırlar, böylece boyunduruğu altına girmektedirler. Ama yetkilerini, güçlerini yanlışlara kaptıran doğrular, kendilerini insanların mutluluğuna, yücelmesine adayanlar direnmeyi, boyun eğmemeyi sürdürdüklerinden, yok olmamışlardır şimdilik hiçbir işe yaramasalar, bir hayat ilkesi niteliğini taşımasalar da. Geleceğin temel taşlarıdır onlar; kara kalabalığı aydınlık kalabalığa dönüştürecek ışıklardır.

Bunları kurcalamaktadır Canetti denemelerinde.

İnsan ilişkilerinde ve eylemlerinde anlamların yoğunlaştığı, yıldızların parladığı anlar çok önemlidir. Bu anlarda insan, düzen, dünya  birden değişmekte, birden hayatın doruklarına tırmanmaktadır. Bu anlamlarla bu yıldızların parladığı sayılı anlarla bütünleşerek varlıklarını ayakta tutmayı beceren olumluluklar, boyuna kendilerine başvurulacak, boyuna kendilerinden yararlanılacak hale getirilmelidir. Düzenleri bu olumluluklar yönetmelidir. Dengesizlikler, eşitsizlikler, adaletsizlikler, yanlış yasamaların ürünleri olduğu için defterden silinmelidir, insanın hatalarıyla, bilinçsizlikleriyle tıkabasa dolu çöplüğüne atılmalıdır.

İnsanlar, beyinlerinin ve duygularının rahimlerinde barındırdıkları kötülük tohumlarını çürütmelidirler. Hatta o rahimleri, kötülüğü hangi koşul altında olursa olsun üretemeyecek bir biçime sokmalı, kısırlaştırmalıdırlar.

İkinci Dünya Savaşı'nı, Hitler'i, Faşizmi, Hiroşima'yı, bu dehşet saçan canavarları sınıfi körlükleriyle, çıkar tutkularıyla besleyip büyüten gözü dönmüşlükler, yeni bir çılgınlığı başlatmadan önce yok edilmelidirler.

Canetti, en çok yaşamanın kutsallığına musallat  olan parazitlerin dünyadan kazınmasıyla uğraşmaktadır. Hayat cennete dönüştürülemese bile dönüştürmek umuduyla çalışmalı ama bütün insanlığa kan kusturacak bir cehennem kesinlikle yaratılmamalıdır. “Sperr’e Göre Hitler“ denemesi, dünyaya yıllarca kendi cinnetinin çığlıklarını işittiren bir ruh hastasının bir büyüklük budalasının tutumunun ayrıntılı bir biçimde sergilenmesidir. Diktatörlük cinayet düşüncelerinin asıl kaynaklarının nerelerde bulunduğunun anlatılmasıdır.

Kitaplar

Canetti, -Sözcüklerin Bilinci- nde dünya edebiyatında, dünya kültüründe söz sahibi olan büyüklerin iç ve dış yaşantılarındaki dalgalanmaları, açılıp saçılmaları, dağılıp toparlanmaları; eylemlerinin, tasarımlarının, isteklerinin her yanına yerleşen çelişkileri... ve bu çelişkilerin devinmeleriyle biriken malzemenin nerelerden, ne gibi evrelerden geçtikten sonra sanat yapıtını doğurmalarını yansıtmaktadır. Yaratıcılığın ani püskürmelerini, insanlığı güzelliklerle bezeme çabalarını, sözcüklerin üstlendiği ağır sorumlulukları göstermektedir. Ayrıca o büyüklerin yaşadıkları dönemlerle o dönemlerdeki işlevlerini, etkinliklerini, kültüre ve edebiyata taşıdıkları taze kanı, içeriklerde ve biçimlerde yaptıkları yenilikleri saptamakta, değerlendirmektedir. Bu büyükler, ilk seslerini duyurdukları günkü gibi genç, umut veren, aydınlatan, doyuran, zenginlikleri sonsuz kaynaklardır. Onlar, bitmezliğe, tükenmezliğe, ölümsüzlüğe erişmişlerdir. Su gibidirler, hava gibidirler, toprak gibidirler, güneş gibidirler. İnsanlığa, insanlığın kütüğüne adlarını yazdırdıklarından bu yana vardırlar ve hep var olacaklardır.

Canetti'nin beni büyüleyen yanı, insanın, dört bir yandan kuşatıldığı temalarla uyumlu ve verimli bir iliski kurmasını dikkatle izlemesidir. Gerçeklerin bünyelerinde gizli-açık bir biçimde bulunan örgütlü sorunları, örgütlü duyguları deşmesi, zihinlerdeki iç yaşantıyı, iç devinimi hiç aksatmadan bütün ürettikleriyle birlikte ve inceliklerle bezeli bir uslüpla gözler önüne sermesidir.

Canetti'ye göre insan, kendini ve sorunlarını aşabilecek bir düzeye çıkmalıdır. Kötülüğe eğilimli tutkularının kurbanı olmamalı, gelecek kuşaklara bomboş, yıkıntılarla biçimi bozulmuş ıssız bir dünya bırakmamalıdır. Bırakmamak ıçın de kendini yanlışlıklardan, adiliklerden, vahşiliklerden, adaletsizliklerden vb. kurtarmalıdır. Evet, insanda, kültürlerde, ilişkilerde, değerler karmaşasında, erdemlerin erdemsizlikle değiştirilmesi kurnazlıklarında çırpınan pek çok şey vardır kurtarılacak.

İnsanlar, bunları kurtarma yı başardılar mı, kurtaramadıkları gibi yok olmalarını önlediler mi, böyle bir bilinci, böyle bir sorumluluğu, böyle bir sağduyuyu; değiştirilmesi olanaksız bir kararı insanlığı koruma, kollama ve yaşatma yönünde geliştirdiler mi... bir de düşmanlıklar, baskılar, zulümler barış, kardeşlik, dostluk ve sevgi gücüyle ortadan kaldırıldılar mı, elde edilen sonuç da her şeyin üstünde tutuldu mu, insanlık ve dünya bütün tehlikelere göğüs gerecek, yok  olmamak için savaşacaktır.

«Yazarın Uğraşı» adlı denemesinde Canetti, «... Tüm amaçlara ve planlamalara karşın, günümüzde her zaman olduğundan daha çok kaostur bu dünya, çünkü kendi kendini ortadan kaldıracağı noktaya doğru artan bir hızla ilerlemektedir» demektedir. Yazarı kimseye benzemeyen bir biçimde ve gerçek yerine oturtarak tanımlayan Canetti, yazarın ağır görevini şöyle açıklamaktadır: «Yazarın işi, insanlığı ölümün kucağına bırakmak olamaz. Kendini kimseye kapamayan yazar, ölümün gücünü pek çok insanın iç  dünyasında giderek yoğunlaştırdığına acıyla tanık olacaktır. Herkese boşuna bir çaba olarak görünse bile, yazar bu duruma başkaldıracak ve asla, hiçbir koşul altında yenilgiye boyun eğmeyecektir. Hiçliğin yazın alanında savıları giderek artan elçilerine karşı direnmek ve onlarla, onların silahlarını kullanmadan savaşmak, yazar için onur kaynağı olacaktır. Kendisi için yapılmamış, ama kendi yasası olan bir yasaya göre yaşayacaktır yazar. Hiçlikte kalmaktan hoşlanabilecek kimseyi hiçliğe itmeyeceksin: Hiçliği yalnızca ondan çıkış yolunu bulmak için arayacak, bu yolu da  herkes için işaretleyeceksin. Acı ve çaresizlik içinde kalmakta başkalarını bunlardan nasıl kurtaracağını öğrenmek için direneceksin, yoksa mutluluktan nefret ettiğin için değil, çünkü insanların birbirlerini insanlıktan çıkarmalarına ve parçalamalarına karşın, onların layık olduğu bir şeydir mutluluk.»

İlk satırından son satırına kadar ilgiyle okunan «Sözcüklerin Bilinci» Tolstoy'dan, Kafka'dan, Hitler'den, Dr. Haşiya' nın Hiroşima Günce'sinden, Konfüçyüs'ten,. benim için yeni adlar olan Karl Kraus'tan, Herman Brocht'tan, Georg Büchner' den ve insanla, edebiyatla, kültürle içiçe geçmiş daha bir sürü sorundan söz etmektedir.

Ahmet Cemal'in Canetti'nin ünlü «Kitle ve Güç» adlı yapıtını, notlarını, oyunlarını da çevirmesi büyük bir kazanç olacaktır bizim için. Çünkü Canetti, çağımızın sanatına, kültürüne damgasını vurmuş büyük kafalardan birisidir.

Kendimizi öğrenmemiz için onun yayınlanmış ve yayınlanacak bütün yapıtlarını okumamız gerekir.

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.