Kartlar / Muzaffer Buyrukçu

Mektup

-Tebriklerde 5 kelimeden fazla yazılmazmış.- sözlerini okurken gülümsedim ve Ünal'ı güneşli bir günde yağ lekesini andıran küçük gölgesine zihnindeki bir düğümü çözmek istercesine bakarken gördüm.
İzmir'den İstanbul Üniversitesine geldiği günlerde tanışmıştık.

Ünal Tekinalp

-Tebriklerde 5 kelimeden fazla yazılmazmış.- sözlerini okurken gülümsedim ve Ünal'ı güneşli bir günde yağ lekesini andıran küçük gölgesine zihnindeki bir düğümü çözmek istercesine bakarken gördüm.

İzmir'den İstanbul Üniversitesine geldiği günlerde tanışmıştık.

Yeditepe'deydik. Sevimli, cıvıl cıvıl bir çocuktu. Boyu,-şu kadar-dı. Elinden tutup kardeşimi gezdirir gibi,"Şurası Gülhane parkı, şurası hayvanat bahçesi, şurası Topkapı sarayı, şurası Beyazıt kulesi, şurası Yerebatan, şurası Köprü..."diyerek gezdirmek isteğini duyuyordum. Hüsamettin Bozok'a, bana, daha başkalarına, -abi-­ diyordu. İzmir'de geçen çocukluğumun birkaç yılında yaptıklarımı anlatırdım Ünal'a. "Eşrefpaşada otururduk. Tek odada dört kişiydik. Babam işsizdi. Karnımızı teyzemlerde doyururduk. Boğaz tokluğuna bir kundura tamircisinin yanında sicim­leri mumlar, köseleleri ortadan kesilmiş bir gaz tenekesinin içindeki kahverengi suya batırır, çiriş kutusunu karıştırır, eğri çivileri düzeltirdim. Evimizin biti­şiğinde yedi-sekiz mahalleden gelen çocukların oyun oynadıkları büyük bir arsa vardı. Yaşlı adamlar, kadınlar,gürültü yapıyor diye ikide bir pencerelerden sarkar, kapılarının önüne çıkar,-çocukları-kovalarlardı. Susarlar, gider gibi yaparlar, adamlar, kadınlar ortalıktan kaybolunca geriye dönerlerdi. Abiler,akşam­ları mızıka çalar, çam ağaçlarının dibine çömelerek sevgililerinden söz ederlerdi heyecanla. Mağaza'lardan birine girmiştim .İlaçlanmış kuru incirleri yaldızlı kağıtlara sarıyordum. Dudaklarım çatlardı. Ellerim yapış yapış olurdu. İncire ,incir demenin ayıp olduğunu o zaman öğrenmiştim. Delikanlıların külhanbey ‘i sayılabilmeleri için mutlaka küçük bir yara almaları gerektiğini anlatmışlardı. Yazın şemsiyeyle dolaşan bir kadın görünce ağzım bir karış açık kalmıştı. Şemsi­ye kışın, yağmurlu havalarda kullanılmaz mıydı? Bahri Baba parkına çift kanatlı -tırtır-bir uçak düşmüştü. Asılı kaldığı büyük ağacı,çimenliğin üzerindeki pudralı kırağıyı hatırlıyorum... "

Ünal Tekinalp, hüzünlenirdi. İzmir'in bilmediğim yanlarını, bilme­diğim özelliklerini anlatırdı. Yahudi mahallelerini, Aile Evlerindeki hayatı sergilerdi. Küçük yüzü simsiyah, sık bir sakalla kaplıydı. Tıraş olduğu zaman­larda bile benim üç günlük sakalımdan fazla bir esmerlik kalırdı yüzünde. Dişle­ri bembeyazdı. Cigara içmiyordu. Uzun, kıvrık  kirpiklerinin güzelleştirdiği iri ve anlamlı gözlerinde utangaç bakışlar kıvılcımlanırdı. Saygılıydı .Bir  kapıdan en arkada çıkardı. Yeditepe'de hikayaler yazıyorduk.Toplumcu gerçekçi­liğin bütün edebiyatı kuşattığı o dönemde kişiliğine ve dünya görüşüne uygun bir görüşün,-bireyciliğin-pesindeydi. Gününü gün etmek istiyen, olanaklar arayan, dans salonlarında, evlerde düzenlenen eğlencelerde, seks partilerinde.-Bu parti­ler yeni yeni veriliyordu ve ilgi çekiyor, dedikoduları gazetelere bile yansı­yordu. Amerikan filmlerinin etkisi büyüktü bu yeni yaşantının benimsenişinde­ Hayatın derinlerindeki zevk kay­naklarına inmek isteyen Burjuva gençliğinin serüvenlerini seçmişti. Yetenekliy­di. Sıcak bir anlatımı vardı. Vatan gazetesinde yayınlanan uzun bir hikayesi ilgi çekmişti.

Hikayeciliği bilmediğim bir nedenden ötürü bırakıverdi. Canım sıkıldı. Görseydim soracaktım ama göremedim.. Yüreğindeki yazarlık ateşi küçük­müş demek ki.

Bütün gücünü Üniversitede bir kariyer yapmak için harcadığını öğrendim.Eh,bilim adamı olmak da iyiydi.

Birkaç yıl önce görüştüğümüzde,"Doçentim."demişti.

Lütfi Koran P.Yd.Sb.Okµlu ll.Bl.No.1533 Ankara

 

Kartın arkasına uzunlamasına şunları yazmıştı. (Sevgili kardeşim Orhan... -Y.K,Karaosmanotlu, R.Halit Karay gibi üç sözcükten meydana gelen adla­rın etkisi altındaydım. Benimki de üç sözcüklü olursa hemen üne erişirim inan­cındaydım. Bu nedenle Muzaffer Buyrukçu'nun ortasına bir Orhan adı yerleştirdim...

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.